Karl Marx, Kapital’i Bugünlerde Yazsaydı Giriş Cümlesi Ne Olurdu?

Geçmiş yıllarda piyasaya sürülen ve uzun zamandır çok satılanlar listesinden düşmeyen Sapiens ve Homo Deus kitaplarının yazarı tarihçi Harari’nin 2018 yılı Davos Zirvesi konuşmasnı izledikten sonra aklıma bu soru geldi: Karl Marx, Kapital’i bugünlerde yazsaydı ilk cümlesi ne olurdu? 

İnternetin popülerleşmeye başladığı günden bugüne insanoğlu doğa gibi burada da o kadar çok şeyi eskitti ki; sokaktan bu alandan birisini bulup, geçmiş kullanımlara dair birkaç soru sorsak belki cevap alamayız.

Bugün bu değişim daha da hızlanmış durumda. Sosyal ağlardan inovasyon ya da büyük teknoloji şirketlerinin hesaplarını takip ettiğinizde muhtemelen günde üç, dört tane yeniliklere dair içerik paylaşılacaktır.

İnternette, ilk önce sus pus, sadece içerik yazılan internet siteleri, daha sonra p2p; torrentler, birkaç yıl önce hayatımıza giren sosyal medya platformları şimdi de adını sıkça Bitcoin ile birlikte duyduğumuz Blokchain teknolojisi ile yeni bir değişim süreci yaşıyor.

Blokchain yakında boğuşacağım başka bir yazının konusu olsun fakat sosyal medya platformlarının gelişimi ile birlikte hayatımıza giren, özellikler reklam hedeflemeleri ve kullanıcı davranışları konusunda şirketlerin, pazarlamacıların nasıl hareket etmesi gerektiğini net şekilde gösteren bir kaynaktan bahsedelim: Veri.

Gelişimine baktığımızda sosyal medya bu kaynağın ilk basamağıymış diyebiliriz. Google hizmet sağlayıcılarının kişilerin konumu, internet tarayıcı ve işletim sistemi bilgileri ile başlayan, internet sitesindeki mouse hareketlerinin kaydı ile devam edip aynı müziği dinleyen ve aynı internet sitelerinde ortalama vakitler harcayanların ilişki kurabileceğini düşünen sosyal medya platformların kadar büyük ve çılgın bir süreci parça parça izledik.

Bugün gelinen nokta ise loT, machine learning gibi çeşitli alanların birleşmesi ile meydana gelen devasa kişiselleştirilmiş davranışlar, reklamlar, internet siteleri, telefonlar, fotoğraflar, buzdolapları, çamaşır makineleri, televizyon ışıkları, ev aydınlatmaları, kombiler, gözlükler ve daha bir sürü sıradan eşyalar.

Bu saydığımız ürünlere eskiden, içinde motor olan veya insan gücünden daha etkili bir güç ile hayatlarımızı kolaylaştıran çeşitli makineler olarak bakıyorduk fakat çok değil birkaç yıl içerisinde artık işimizi kolaylaştıran kişiselleştirilmiş ve öğrenebilen makineler olarak bakacağız hatta bakıyoruz.

Türkiye’de pazarı çok büyük olmasa da Avrupa’da günlük kullanıma hızla giren öğrenebilen aletler artık hayatı kolaylaştırmaktan fazlasını mı yapacak yoksa şeytanın avukatlığı ile bizi bir fanusa mı hapsedecek?

Makine öğrenme, kişiselleştirilmiş veriye dayalı ürünlerin piyasaya girmesi ile birlikte yazının başındaki videoda Harari’nin de bahsettiği veri güvenliği, veri mülkiyeti gibi çeşitli yeni alan ve yeni problemler çıkacağı öngörülmekte.

Harari, yaşayan neslin Sapiens’in son temsilcileri olduğunu söylüyor ve ekliyor “Bugüne kadar ekonomik olarak güçlü, üretim araçlarının sahipleri ve toprak sahipleri olarak iki ana sınıf vardı. Bu değişebilir, sınıflar değil türler ortaya çıkabilir. Bu türler veriye dayalı, veriyi elinde bulunduranlar ve verisi olmayanlar şeklinde ayrışabilir.”

Tüm bunların yanında veriler ile birlikte insan dahil tüm canlıların hacklenip, ele geçirilebileceğini söylüyor, Harari. “Zihinler, kişisel ve biyometrik veriler ile kontorol edilebilecek” diyor.

Burda yakın zamanda yaşadığım bir olayı hatırladım: Diş tedavisi için özel bir kliniğe gittim. Randevumu telefonla almıştım. Randevu saatinde beklerden sekter tarafından çağırıldım. Hasta kaydının yapılıp, tedavi için doktorun yanına gidebileceğim söylendi. Tamam dedim ve bir anda ufakcık bir kamera ile masanın arkasında fotoğrafınızı çekebilir miyim ekibi belirdi. İlk önce afalladım. Ne oluyor, bu nedir? Dedim. Sekreter hasta kayıtlarını tanımak ve daha hızlı ulaşmak için fotoğrafları ile birlikte arşivlediklerini söylediler. Kendilerinin bana herhangi gizlilik sözleşmesi imzalatmadığını ve bu verilerimin (fotoğraf dışında telefon, mail adresi, adres bilgisi gibi birden fazla alanı doldurdum) korunma garantisi verilmediği söyledim. Fotoğraf ve diğer verilerimin silinmesini istedim. Ekranı hafif çevirip, tüm verilerimi sildiğini de izlemek istediğimi ekledim.

Harari, algoritmalara dayalı sistemler, sizi sizden daha iyi tanıyacak, diyor. “Farkında olmadığınız çeşitli özelliklerinizi de belki algoritmalar sayesinde öğrenebilirsiniz” diye de ekliyor.

Demokrasiler bilginin ve gücün farklı ellerde toplanması, kullanılması ve paylaştırılmasıdır diyor, Harari. “Bu unsurlar tek elde toplandığında bunun adı demokrasi değil, diktatörlük olur” diyor. Gelecekte de veriyi toplayan gücün sahibi olur deyip, şöyle devam ediyor: “Algoritmalar ile veriler daha kullanılabilir hale gelecek dijital diktatörlüklerin oluşmaması için önlem alınmalı”.

Veri mülkiyeti nasıl düzenlenecek, diye soruyor Harari. Verilere kim sahip olacak, nerde depolanacak? Veri alışverişi, veri güvenliği ile ilgili neler yapabiliriz bunları düşüneyip deyip ekliyor: “Veri her yerde ve hiçbir yerde. Işık hızında hareket ediyor, sayısız kopyası çıkartılabiliyor.”

Verinin sahipliği konusuna, Harari’nin kendisi de bir cevap veremiyor. Ülkesi olan İsrail’in, Batı Şeria’daki politikalarından bahsedip verinin sahibinin siyasiler olmaması gerektiğini söylüyor. (İlginç bir gelecek olacak!)

Sanırım herhangi bir yere mail, telefon, fotoğraf verirken iki kere değil beş on kere düşünmeliyiz. Kaçamıyoruz bir şekilde bizden alıyorlar zaten dediğinizi duyar gibiyim fakat yine de dikkat etmekte, kendimizi bu kadar kolay ele vermemek uzun vadede yarar sağlayabilir. (Dünyanın en kalabalık sosyal platformu olarak Facebook göz önüne alındığında ve verilerin tamamını depoladığı düşünüldüğünde, Facebook için ayrı bir kez düşünmek daha da yararlı olabilir.)

Harari’yi özetlersek:
1) Algoritmalar bizi bizden daha iyi tanıyacak.
2) Gelecek yıllarda kişisel ve biyolojik veriler daha da önemli olacak. İnsanlar dahil tüm canlılar hacklenebilir duruma gelecek.
3)Veriyi depolayan ya da veriye sahip olan güce sahip olacak.
4)Verilerin sahibi kim olmalı/ kim olacak?

Dünyada bunları konuşulurken, Marx bugün yaşasaydı Kapital’in giriş yazısı sanırım biraz değişir şöyle olurdu: “Veri: Anlatılan Senin Hikayen” olurdu.

Bir Cevap Yazın