Jose Saramago – Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş

José Saramago, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Portekizli yazardır.

18 Kasım 2010 tarihinde kaybettiğimiz Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Josê de Sousa Saramago yoksul bir ailenin çocuğu. Lizbon’da yaşarmını sürdürmüş fakat ekonomik sorunlar nedeniyle kırsal kesimde çalışmak zorunda da kalmış. İlk romanı Günah Ülkesi (1947) fakat benim bugün hakkında yazacağım kitap dilimize 2007 yılında çevrilmiş olan Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş

Kitabın arka kapak yazısında yazdığı gibi “Ertesi gün hiç kimse ölmedi” diyerek başlıyor ve koca bir ülkede kimsenin ölmüyor oluşunun sosyal, siyasi, ekonomik sonuçlarını akıcı bir şekilde okuyucuya aktarıyor. Saramago’nun ilk okuduğum kitabı Körlük olmuştu. Sanırım Türkiye’de de Körlük ile birlikte, okuyucu çevrelerince adı epeyce duyuldu.

Saramago’nun Körlük kitabında da hissetmiştim, bu okuduğum kitabında da Oğuz Atay diline bir yakınlık hissetim: Gerek dil bilgi kuralları gerek betimleme ve cümle yapıları Tutunamayanlar’daki noktasız, dur durak bilmeyen yüz sayfayı gözümün önüne getiriyor.

Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş kitabı, bence iki ana anlatımdan oluşuyor: Birinci ölüm bir toplumun ölümsüzlüğü, ikinci bölüm ise bir kişinin ölümsüzlüğü ve ölümün, insan hayatın geliş şeklinin değişikliği ön plana çıkıyor.

Diğer kitaplarını daha kolay okumuştum fakat Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş’u okumakta zorlandım diyebilirim. Yazar ara ara hikayenin arasına girip çeşitli akıl okumaları yapıyor ve zihindeki karanlık notları aydınlatmaya çalışıyor. Bu cümlelerin birçoğu düşük cümleler bu da akıcılığı bazı noktalarda baltalamış.

Kitap insanoğlunun konar-göçer hayattan vazgeçmesinden buyana gelen ve büyük trajedisi olan ölümsüzlük ve tanrı olma isteğinin değişik bir bakış açısı olmuş. Saramago her zamanki gibi ufak dokundurmalar yaparak süren sisteme eleştirisini ve “insanın en büyük aşkı olan devrime” özlemini bir kez daha hatırlatıyor. Kitabın sonunda da Saramago, bu aşkın, devrimin gerçekleşmesini de dolaylı şekilde diliyor..

Bir Cevap Yazın