İş Başvurusunda Üniversite Zorunluluğunu Neden Kaldırıyor?

Koç Üniversitesi

Koç Üniversitesi, Sarıyer Kampüsü

Dünyaca ünlü markalar iş başvurusunda üniversite mezuniyeti şartlarını değiştiriyor hatta kaldırıyor. Son günlerde yayımlanan haberlerde üniversite mezuniyet şartı aramayan şirketlerin listesi şu şekilde:

  • Google
  • Ernst and Yound (EY)
  • Penguin Random House
  • Apple
  • Starbucks
  • Costco Wholesal
  • IBM
  • Bank of America
  • Hilton
  • Nordstrom
  • Publix
  • Lowe’s
  • Home Depot
  • Whole Foods
  • Chipotle

Listeye göz attığımızda vergi denetim şirketlerinden, bilişim sektörüne hatta konaklamaya kadar birçok yelpazeden ünlü markalar bulunuyor. Peki günümüzde bilgi ve kaynaklara erişim bu kadar hızlı; nitelikli insan gücüne fazlasıyla ihtiyaç duyuluyorken yukarıdaki şirketler neden üniversite mezuniyet şartını kaldırmayı tercih ediyor?

P2P İnternet Teknolojileri

“Peer to Peer” internet teknolojisinin özeti niteliğinde bir görsel: “anything any drive, anytime any context, anyone anybody, any place anywhere”

Sebebini kısaca söylemek istersek kitle iletişimin teknolojilerinde kırılma noktası sayılabilecek Napster programı ve altyapısını oluşturan P2P internet teknolojisi ile özetleyebiliriz.

Aslında yukarıdaki uygulama ve teknolojilerin teknik yanı anlatacağımız konuyla pek ilgili değil. P2P teknolojisi bugünlerde gündemde çokça yer tutan Blockchain teknolojisinin atası diyebiliriz. Herhangi yer, mekan, bilgisayar olmadan dosyaları dağıtık bir şekilde olsa da birbirine entegre edilmiş olarak erişimine (upload-download) imkan tanıyan bir bilgisayar teknolojisi.

Napster ise P2P teknolojisinin yaygınlaşması ile müzik, daha doğrusu plak şirketlerinin işine çomak sokan “modern anlamda” bir girişim. Nasıl mı? P2P teknolojisi yaygınlaşması ile birlikte müzikler de dağıtık olarak indirilmeye, çoğaltılmaya başlandı. Elinizdeki müziği bu teknoloji ile geliştirilmiş sisteme yüklüyorsunuz. Ben bu teknoloji ile geliştirilmiş programın arayüzünden müzik ismini aratıp, sizin yüklediğiniz dosyaya erişiyor, indiriyor ve bilgisayarımda saklayabiliyorum. Tercihen bu müzik dosyasının bir parçasının dağıtıcısı da olabiliyorum. Tabii bunların tamamı yasal olmayan, illegal süreçler. Zaten yine bir plak şirket Napster programına, gelirine ortak olmaması adına vaktiyle el koymuştu…

Günümüzdeki etkileşimli internet sitelerinin, sosyal medya platformlarının, uygulamaların ve daha gelişecek birçok teknolojik cihazın hayatımızla ve diğer insanlarla bu kadar iç içe ve bağlantılı kalmasının sağlayan fikir aslında bu teknoloji ile başladı.

Önceki internet altyapısında web sitenizi ya da uygulamanızı kurar/geliştirir, içeriğini girer, yayınlar ve çekilirdiniz. Bu süreçten sonra kişilerin size geri bildirim vermesi, sizinle etkileşime geçmesi ya da yorum yapması gibi bir durum söz konusu değildi.

Günümüzde ise internet teknolojilerinin neredeyse tamamı interaction dediğimiz etkileşimi en baştan işin içine katıp, en üst düzeyde geri bildirim alabilecekleri, en hızlı ve kolay şekilde erişilebilecek, hedef kitleye en uygun içerikler, uygulamalar, internet siteleri ya da sosyal medya hesapları yaratmaya çalışıyorlar.

Tabii etkileşim, geri bildirim, kullanıcı arayüzleri derken bir önemli faktör de insanları internet sitelerinde tutacak içerikler, eğlenceler bulabilmekti. Eskiden insanlar (şimdilerde dinazorlar, goriller diye adlandırılan) DonanımHaber, ForumTR, msXLabs gibi kategorilere göre içerik üreten, içerik ürettikçe rütbesinin yükseldiği ya da -somut bir çıktı olmasa da- kazanım elde ettiği platformlarda vakit geçirilmeye başladı. Gel gelelim doyumsuz insanoğluna bu elle tutulamayan çıktırlar yetmemeye başladı fakat diğer ve -bence-  daha olumsuz yan ise bahsettiğimiz vBulleting sistemli platformlara (birçoğu hala açık) girip baktığınızda, birçok kategori ve içerik olmasına rağmen, içeriklere ulaşma konusunda güçlük çekiyor ve bir konu hakkında bir derli toplu bilgiler görmekte zorlanıyorsunuz. Hepsi zamanının rütbe savaşlarının gazabına uğrayıp, şimdilerde eğer telefonunuz kilitlenmedi ya da yeni güncelleme hakkında bilgi almak gibi bir derdiniz yoksa uğranmayan yerler oldu.

İnternet, web teknolojileri geliştikçe ve maliyetler neredeyse eskisinin 3/1’i oranına geriledikçe bu bilgi karmaşasını ortadan kaldıracak şimdinin uDemy’si gibi platformalar çıkmaya başladı. Odaklanılmış konular ve kataloglama sisteminin gelişmesi ile beraber bilgilere erişim çok daha hızlandı. İnsanlar istedikleri içeriğe, derli toplu ve insan zihnini ileriye taşıyacak biçimlerde düzenlenmiş hallerine erişmeye başladı. Bu da, dediğimiz gibi günümüzün uDemy, Coursera, edX gibi platformaların doğuşunu hazırladı.

Aslında bundan binlerce yıl önce İskenderiye Kütüphanesi’nin kuruluşunda gerçekleşen süreçler internet dünyasında görünmeden ya da bu alanla ilgilenmeyenlerin göremeyeceği şekilde gelişti.

Bilginin de en önemli kriteri kataloglanabilir, sınıflandırılabilir olmasıdır. Sınıflandırıp, zihninizde bir parça ile ilişkilendiremediğiniz bilgi kalıcı ya da değerli olamıyor maalesef.

Bugün yaşanan “üniversitelerin değerini yitirmesi” konusu da kitle iletişim teknolojilerinin gelişmesi ile bilgiye ulaşımın kolaylaşması ve herkesin bir mühendis, mimar ya da grafiker adayı olabilmesinin önünü açan devasa panoptikonun derinlikli öğrenme sürecine bir katkısı olarak değerlendirilebilir.

Yani uDemy, edX ya da Coursera tarzı bir platformda üyeliğiniz varsa; ilkokul mezunu fakat çok iyi derecede İngilizce biliyorsanız Oxford’ta verilen bilgisayar mühendisliği derslerine ya da Michel Foucault’nun College de France derslerine erişebilirsiniz.

Tabii her şey bu kadar kolay değil. Üyelik almakla ve İngilizce ile sonlandırılabilecek bir süreç değil bu. Bence en büyük problem zaten bu noktada başlıyor. Çünkü içinde buluğumuz kültürel ortamlar özellikle gençlerin ve yetişmekte olan kuşağın merak duygusunu törplüyor hatta sıfıra indiriyor. Elinizde dünyanın en iyi bilgi hazinesi hatta gelecek yüzyıla hakim olacak bir programlama dilini öğretecek kaynağa sahipsiniz fakat merak edip, açıp okumak konusunda bir çaba göstermiyorsunuz. Bununla ilgili hiçbir hayaliniz yok. Elinizdeki birkaç akraba soyunuzu -parasal anlamda- kurtarabilecek bir kaynak varken açıp okumaya ihtiyaç duymuyorsunuz çünkü sosyal medyanın bilgi kırıntıları sosyal çevrenizde şovunuzu yapabileceğiniz malzemenizi size zaten sağlıyor.

Üniversiteler bir işe yaramayacak, hepsi kapatılmalı mı? Buna cevabım hayır olacak. Çünkü öğrenmek bu kadar yararcı, pragmatik ya da çıkar ilişikisi kurulabilecek bir süreç değildir. Öğrenmek sadece “öğrenme istediği” için de yapılabilmeli. Gelecek yüzyılın kodlama dili ve birkaç nesil sonraki akraba soyunuzu kurtarabileceğiniz bir bilgi kaynağı varken buna ahlaken nasıl yaklaşmanız gerektiğini maalesef edX ya da Coursera hala öğretmiyor. Bu bahsettiğimiz ahlak sürecini sorgulamayı öğrenebileceğimiz tek yer Felsefe. 

Günümüzde ülkemizde yaşanan en büyük sorunların da bu “ahlak”ın ve diğer tüm süreçlerin bizden doğmamış olması ya da bizde doğmamış olsa bile o işin ahlaki yanını ihmal ettiğimiz için kaynakladığını düşünüyorum.

Doğru, bugün sadece okuma yazma bile birisi Apple şirketine, çeşitli platformalardan öğrenebileceği bilgileri kullanarak mühendis olabilir ama bu işin ahlaki tarafını bildiğini söylemek için yeterli değildir.

Tıpkı zamanında bir fizikçinin Atom Bombası’nı kendi elleriyle, saatlerce uğraşarak ortaya çıkartması gibi…

Bence bugünlerin özü şu: Meslek için kaygılanmak yerine ahlaken, entellektüel anlamda kaygılanmak daha iyi noktalara götürecek bizi. Benim hayat felsefem zor olanın cazibesi üzerine kurulu diyebilirim.Herkes mesleğini bilmem kaç dolar ile edX’ten edinebildiğini düşününce, bu devir zor olan ahlak ve bilgelik olsa gerek.

 

Bir Cevap Yazın