İngiltere Kralı’nın Evindeki Teknoloji ve Teknolojinin Evrimi

Bir araştırma İngiltere kralı 8. Henry‘nin evinde sadece 7.000 parça teknolojik ürün olduğunu yazıyor. Bunu Doğu-Batı yayınlarından çıkan George Basalla’nın Teknolojinin Evrimi kitabından önce okumuştum. Geçen haftalar Teknoloji’nin Evrimi kitabını bitirdiğimde aklımdan okuduğum bu ilginç bilgi parıldadı. Şu an tek başıma, küçük bir evde yaşıyorum ve etrafıma göz gezdirdiğimde sanırım 8. Hevry’nin evinden daha fazla teknolojik ürün ile birlikte yaşıyorum. Birisi Güneşi Batmayan İmparatorluk’un sahibi diğeri 2018 yılında bir üniversitesi öğrencisi. İlginç ve trajik gelmişti.

Teknolojinin Evrimi kitabı, ilk olarak TÜBİTAK Yayınları tarafından basılıyor fakat 12. basımdan sonra tekrar basımı yapılmamış. Doğu-Batı yayınlarında ise ilk basımı 2013 yılında yapılıyor. Geçtiğimiz aylarda tekrar basımı yapıldı. Bir üniversitede ders veren bir hocamın tavsiyesi kitap ile tanışma fırsatı buldum. Kitap bittiğince bilime, -benim gibi ucundan kıyısından- teknolojiye ilgisi olan herkesin bu kitaba sahip olması gerektiğini düşünüyordum.

Kitap çeşitlilik, gereksinim ve evrim kavramlarının açıklanması ile başlıyor. Teknolojik evrim ise çeşitlilik, süreklilik, yenilik ve ayıklama başlıklarının açıklanması ve örneklenmesi ile anlatıyor.

Teknolojik çeşitlilik başlığında neden bu kadar çeşit ürüne ihtiyaç duyduğumuz sorgulanıyor. Çekiç örneğini vererek, ilk üretilen çekiç ile şu an kullanılan çekiçin arasında neredeyse hiçbir fark olmadığını sadece çeşitlendiğini aktarıyor fakat şair E.E. Cummings’in şu alıntısını da ekliyor: “Yapıntı dünya, yaratılan dünya olamaz.

Gereksinim başlığında insan ihtiyaçlarının nasıl bu kadar çeşitlendiğini, neden bu kadar ürüne ihtiyaç duyduğumuz sorunun yanıtı arıyor. Su arayan bir karga örneği ile başlayıp arabaya duyulan ihtiyaç ve arabanın icadından bahsediyor. “Aslında otomobil, dünyaki varoluşunun ilk on yılı boyunca kendisini satın alabilen kişiler tarafından bir oyuncak ya da eğlence aracı olarak görülüyordu,” diyor ve kamyonun popülerleşmesinin I. Dünya Savaş’ı sırasında sağladığı başarı ile gerçekleştiğini aktarıyor.

Evrim başlığında ise teknolojik evrimde süreklilik ve süreksizlik kuramlarının; icatların sıçramlarla mı yoksa dahi mucitlerin, sırf zihinsel çabaları ile mi ortaya çıktığının kökenlerini ortaya çıkartmaya çalışıyor.

Teknolojinin evrimini 1960’tan 2010’a kadar anlatan “The Evolution of Techology” başlıklı inografi

Dünya, temel insani ihtiyaçların karşılanması için gerekli olandan çok fazla bir ürünler çeşitliliği içermektedir. Bu çeşitlilik, teknolojik evrimin sonucu olarak tanımlanabilir; çünkü insanın ürettiği şeylerin sürekliliği mevcudiyetini korumakta, yenilik, insanın kendi elleriyle kurduğu dünyanın temel bir parçası olmakta ve ayıklanma süreci de, çoğalma ve ürünlerin deposuna yeni şeyler eklenmesi için yeni ürünler arasında seçim yapmak amacıyla işlerlik göstermektedir. George Basalla, sf. 47

Watt, Bell, Edison, Maxwell, Hertz, Marconi, Wright kardeşler gibi teknoloji konusunda öncü kişilerin motivasyonları nelerdi; Doğu ile Batı teknoloji konusunda neden buluşamıyor; Barut, pusula, matbaa neden ilk olarak Çin’de ortaya çıktı. Batı neden bundan etkilenmedi; Nükleer enerji, iletişim ve bilişim sistemler, robotlar, geleceğin teknolojilerinin insanda uyandırdığı umut sahici ve gerçekçi mi yoksa dini bir metaforun hayalini gerçekleştirmeye çalışmaktan mı ibaret? gibi soruların yanıtlarını kitap boyunca vermeye çalışıyor.

İlk satırlarda söylediğim gibi kitap çekiçten, otomobilden başlayarak çok ilginç bilgi ve örneklerle donatılarak hazırlanmış. Kitabın böyle hazırlanmasında Basalla’nın tarihçi olmasından gelen tarihsel yazım tekniğinin büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Her evreyi ve örneği çeşitlendirerek, ayrıntılandırarak unutmayacağınız şekilde aktarabiliyor.

Kitapta anlatılan bazı örnekleri ben şöyle başlıklandırdım: -Yemek pişirmek gerekli miydi? J. Watt’ın buhar makinesini çaydanlıktan çıkan buhar ile bulduğunu anlatan öykü doğru mu? -Edison’un ilk ticari aydınlanma istasyonu. – Amerika’nın ilgiltereden testil makinası ihracatı ve tekstil makinesi ile imtihanı. – İngiltere’nin İtalya’dan çaldığı çıkrık makinesi. -Sony’nin ABD’den transistör transferi. -İlk AR-GE birimleri.

Kitabı kapak yazısı şöyle: 

Stanley Kubrick, 2001: A Space Odyssey filminin girişinde insanlığın şafağında bir su birikintisi etrafında verilen mücadeleyi betimlerken, bir kemik parçasını silah olarak daha önce defalarca test etmiş, topluluğun geri kalan üyelerine göre belki biraz cesur, biraz daha farklı düşünen üyesinin liderliğinde kazanılmış İlkçağ’a özgü bir savaşı anlatır. Zaferin getirdiği coşkuyla bu öncü kahraman, silahını havaya fırlatır ve bu silah gizemli bir değişim içinde, şeklen de benzediği bir uzay aracına dönüşür.

Bilim tarihçisi George Basalla, teknoloji ve teknoloji tarihi alanında yapılmış bütün önemli kaynakları tarayarak yaptığı çalışmasının ışığında konuyu toplumsal, ekonomik, kültürel, antropolojik, bilimsel ve askerî tüm yönleriyle ele alıyor. Bu kapsamda Basalla, teknolojik değişmeler neden ve nasıl gerçekleşir sorusu etrafında üç temel üzerine yoğunlaşır. Bunlar: Çeşitlilik, “insan ürünü şeyler neden bu kadar çok çeşitlidir?”; gereksinim, “ihtiyaç icadın anasıdır”; teknolojik evrim, “ürünlerin ortaya çıkışı, sürekliliği ve ayıklanması-kullanımdan kalkması.

Yine bu esaslar üzerinde şu sorular ele alınır: Bilimsel keşişer ve teknolojik değişme ile toplumsal, kültürel, ekonomik ve askerî ihtiyaçlar arasında nasıl bir bağ vardır? Teknolojik buluş birkaç dahinin eseri midir, yoksa birçok bileşeni olan karmaşık bir toplumsal süreç midir? Watt, Bell, Edison, Maxwell, Hertz, Marconi, Wright kardeşler gibi öncüleri ortaya çıkaran motivasyonlar ve koşullar nelerdi? Doğu ile Batı’yı birbirinden ayıran bilimsel ve teknolojik uçurumun kaynağı nedir? Neden matbaa, barut ve pusula ilkin Çin’de ortaya çıktığı halde Batı’daki gibi bir kültürel ve teknolojik değişime yol açmadı? Nükleer enerjinin, bilişim ve iletişim teknolojilerinin, robotların ve biyoteknolojinin bizleri yüce bir mutlu geleceğe taşıyacağına inanmış kişilerin umutları doğru, sahici bir temele dayanan bir umut mu, yoksa dinî kimi duygu, inanç ve beklentileri ikame eden zamana özgü bir hurafe mi?

Son bir soru sormak gerekirse, Ortega y Gasset’nin öne sürdüğü teknolojinin gereksizliği savında olduğu gibi, uzun yıllar süren bir öğretime, çok karmaşık bir toplumsal örgütlenmeyle birlikte son derece acımasız bir sömürü düzenine neden olan teknoloji acaba “bu haliyle” gerçekten gerekli midir?

George Basalla kimdir?

1935 doğumlu. Doktora çalışmasını Harvard Üniversitesi Bilim Tarihi bölümünde tamamlamıştır. Pennsylvania State Üniversitesi ve Columbia Üniversitesi’n­de dersler verdikten sonra 1959 yılında, Harvard Üniversitesi’nde öğretim üyesi olmuştur. Bilim tarihi ve teknolojinin yanı sıra, Viktoryen dönem üzerinde yoğunlaşmış­tır. Ha­len Deleware Üniversitesi’nde Tarih profesörüdür. Basalla yakın bir dönemde 2006 yılında yayımlanan Civilized Life in the Universe: Scientists on Intelligent Extraterrestrials/Evrende Medeni Yaşam: Dünya Dışı Zeki Varlıklar adlı çalışmasında, Plutarkhos’tan Stephen Hawking’e, Kepler’den Christiaan Huygens’e, Newton’a, Carl Sagan’a ve daha pek çok ünlü bilim insanının fikirlerini irdeleyerek, dünya dışındaki zeki yaşama dair bilimsel düşüncenin çarpıcı bir tarihini ortaya koyar. Cambridge Üni­ver­si­te­si’nin Bilim Tarihi Dizisi editörlerinden olan Basalla’nın katkıda bulunduğu kitaplar şun­lardır: The Construction of Modern Science: Mechanisms and Mechanics/Mo­­dern Bilimin Kuruluşu: Mekanizması ve Mekaniği; (Man and Nature in the Renaissance/Rö­ne­sans’ta İnsan ve Doğa; The Foundations of Modern Science in the Middle Ages: Their Religious, Institutional and Intellectual Contexts/Orta Çağ’da Modern Bilimin Temelleri: Dinsel, Kurumsal ve Düşünsel Bağlamlar; Making Natural Knowledge: Constructivism and the History of Science/Doğal Bilginin Üretimi: İnşacılık ve Bilim Tarihi;Science and the Enlightenment/Bilim ve Aydınlanma; Life Science in the Twentieth Cen­tury/Yirminci Yüzyılda Yaşam Bilimi.

Kitabın künyesi şu şekilde:

Çeviri: Cem Soydemir
Nisan 2013, Doğu-Batı 14. Basım
367 sayfa
ISBN 978-975-8717-94-1
Ebat: 14 x 21
2. hamur, karton kapak

Bir Cevap Yazın