VR SON MU; GELECEK Mİ?

22 Temmuz 2016 tarihli Facebook CEO: ‘In Five to Ten Years AR Will Be Where VR is Today’ başlıklı ROADTOVR internet sitesinin haberi: https://www.roadtovr.com/facebook-ceo-mark-zuckerberg-ar-augmented-reality-five-to-ten-years-timeline-vr-virtual-reality

 

Oxford Dictionaries, İngilizce’de 2016 yılının kelimesi olarak ‘post-truth’u seçmişti. İlk anda, geçen sene bu aylarda duyduğumda aklımda bir şey de canlandıramıyordum; anlamakta da güçlük çekiyordum. Türkçe’ye abuk subuk bir çevirisi yapılmıştı. Geçen aylar Facebook VR/AR konulu bir konferans düzenledi.

Üstünden aylar geçti kitaplarda karşıma çıkmaya başladı, konferanslarda en çok konuşulan kelimelerden birisi oldu derken yukarıdaki görüntüden sonra gelecek ve post-truth hakkında aklımdaki muğlaklık bir nebze olsun nefes alabileceğim kıvama gelmeye başladı.

İnsanlar –çok geriye gitmeden- 25-30 sene kadar önce bile birbirleri ile daha etkileşimli, daha verimli düşünebilen, akıl fırtınalarına kapı aralayabilen bir sosyal ortama sahipmiş. Kahvelerde sadece çay ve kahve varmış mesela. Gençlerin odaları varmış. İçinde birkaç yakacak, çaydanlık, soba, minder. Yapmak istedikleri tek şey sohbet etmek, belki derdini anlatmakmış. –mış demek de garip geliyor. Çünkü bu duruma ben de dahil oldum. Şimdi düşününce oldukça keyifli geliyor.

Biraz daha geriye gidince Ludizm akımının temsilcileriyle karşılaşabiliyoruz. 19. Yüzyılın başlarında makineleşmenin insanların mesleklerini elinden aldığını, işsizliği arttırdığı gerekçesiyle makineleri parçama daha sonra yumuşayıp makineleşmeye karşı olan bir akım diyerek özetleyebilirim.

Günümüze gelince o kadar çok şey konuşuluyor ki. İnsanların neyi öğrenip, hangisini uygulayacağını tahayyül etmek bile güç. Bitcoin mi, blockchain mi; VR mı AR mı; robotlar, yapar zeka mı; akıllı telefonlar, yazılımlar mı? Bir yandan gerçekliği yitirmenin ve bunu fark etmenin hüznü; diğer yandan 15 yıl sonranın Lundizm temsilcisi olma ihtimali.

Yazıya girişte gördüğünüz fotoğraf Facebook’un yaptığı bir konferanstan. Fotoğrafı gördüğümde ucunca bir süre düşünmüştüm. Okuduğum kitapların, takip ettiğim insanların da etkisiyle bunun doğru olup olmadığına karar vermekte zorlanmıştım. Şimdi sorarsanız kesinlikle doğru değil. Chomsky’nin söylediği rızanın üretimi ile Anthony Giddens’in mahremiyet algısının dönüşümü diğer yandan Terry Eagleton’ın postmodern yanılsamaları kafamda uçuşuyordu. O sıra da Facebook CEO’su ile Elon Musk’ın tivitleşmeleri de işine içine dahil oldu. Musk şöyle diyordu yapar zeka hakkında: “Musk’a göre, yapay zekaya sahip robotlara karşı insanlığın hayatta kalma şansı yüzde 5 ila 10 arasında.”

Yapay zekayı VR’ı AR’ı Bitcoin’i yazılımları birleştirince gerçek bir Matrix’in kuruluşuna tanık olduğumu fark ettim. İnsanlar radyolarla, televizyonlarla, telefonlarla, bilgisayarlar ve oyunlarla bundan birkaç sonrası ise VR/AR, Bitcoin gibi hiçbir şekilde gerçekliği olmayan bir dünyaya hazırlanıyor. Göreceğimiz, duyacağımız hiçbir şeyin gerçek olmama riski insanları endişelendirmiyor. Kimse yürümek dahi istemiyor. VR ile markette gezinmeler şimdiden başladı. VR ile alışveriş, oyun, eğlence palazlanıyor. Biz bir şekilde bu işin sonucunun farkında olabiliriz ama muhtemelen bizden sonra gelen ya da bu teknolojilerin içine doğacak olan neslin “gerçekliği değişmiş” olacak. Tıpkı bizim için telefon vazgeçilmez bir araç haline geldiği gibi VR/AR da vazgeçilmez bir teknolojik ürün haline gelecek. QR kod ile para çekmek şu an birilerine çılgınca gelirken, bir sonraki kuşak için olması gereken bir hizmet olacak. İnsan kendine, özüne, işine yaptıklarına yabancılaşacak. Kendi ürününü kurbanı olacak. Georg Büchner eserinde Danton’un ettiği biz laf belki de çok acımazsızca gerçek olacak: “Her devrim kendi çocuğunu yer.”

Tüm bunların çözümü konusunda söylenebilecek tek şey örgütlenmek ve bilinçlendirmek olsa gerek. Toplumsal olarak örgütlenmiş ve belli bir bilinç eşiğini atlamış toplumlar tüm bu saydığımız teknolojilerle -belki- barışık halde yaşayabilir ama üretmediğini tüketen bir toplum için bu teknolojilerin getirileri hayatlarının, geleceklerinin bilmem kaç yıllığına satmak ya da –umarım- kiralamak olabilir..

Bir Cevap Yazın