META FETİŞİZMİ VE SPOTİFY

tMeta fetişizmi, “endüstri” ya da “sermayenin” artık “şeyler” üretiminin üstüne çıkıp, “ilişkilerin” üretimine dayalı bir toplumsal süreç olarak tasvir edilebilir. Meta fetişizmi öznenin, nesne haline gelmesidir. İnsani özelliklerin nesnelere atfedilmesi ve bu özelliklerin nesneler (metalar) tarafından yönetilmesi, yönlendirilmesidir. Nesnelerin insan emeği ile yaratıldığını unutup, kendi bünyelerinde bir değer taşladıklarını ve bu değerin de “göklerden” geldiğini düşünmemiz meta-fetişizmi ve rasyonalizasyonun sürekli tekrarı ile pekişmektedir.

 

Marx bu durumu bilinçli hayat etkinliği olarak adlandırmaktadır: “Bilinçli hayat etkinliği insanı hayvanca hayat etkinliğinden dolaysız biçimde ayırır. İşte bundan ötürü insan bir tür varlığıdır. Ya da sadece bir tür varlığı olduğu için bilinçli bir varlıktır, yani, kendi hayatı insan için bir nesnedir. Yalnız bundan ötürü etkinliği özgür ve etkinliktir. Yabancılaşmış emek bu ilişkiyi tersine çevirir, öyle ki insan bilinçli bir varlık olduğu için kendi hayat etkinliğini, özvarlığını, varoluşunu basit bir araç yapar.(1844 El Yazmaları, s. 81) Örneğin, yeteri kadar parası olan birisi Cadillac marka bir otomobil alabilirken az parası olan biri Checrolvet marka bir otomobil alabilir ve hiç parası olmayan biri tercihte bulunamaz. Otomobil örneğindeki ilgi çekici olan aslında birkaç değişiklikle bir Chevrolet’nin bir Cadillac’a dönüştürebilme olanağı olmasına karşın ödenen miktara göre iki farklı metanın bulunması ve bu süreçte insanın “dönüştürmeyi” hiç aklına getirmiyor olmasıdır. İnsanın bir otomobil, ekmek, tahta masa veya müzik gibi tükettiği ürünlerin üretim sürecine yabancılaşması, etken konumdan edilgen (sadece alıcı) konumuna düşmesini beraberinde getirmektedir.. Adorno meta fetişizimini şöyle açıklamaktadır: “Başta nesnelerin kendi başlarına bir değer taşıdıkları yanılsaması ortaya çıkar. Bireyler değişim sırasında karşılaştıkları metaları bir kendindelik olarak alırlar. Oysa meta, insan emeğinin ürünüdür; eşdeyişle değerin kaynağı emektir. Nesnelerin tahakkümü altında boyun eğmiş özneler değişimin emek gücünün metalaşmasıyla devam eden bu süreçte nesne bağımlı ya da hem özne hem nesne bağımlı bir varoluş deneyimleyerek bir yanılsamalar ağına düşer. (Sahicilik Jargonu, s. 52)

Ares, Limewire gibi multimedya programları ile başlayan peer2peer dosya paylaşımı günümüzde o dönemi de aşmış durumdadır. Geçen aylarda açıklanan raporlara göre ücretli müzik dinleme platformu Spotify 150 milyon kayıtlı kullanıcıya sahip. Spotify sadece bir müzik dinleme platformundan ibaret mi sorusunun cevabını, şirketin CEO’su Daniel Ek ile yapılan röportaj* da açıklamıştır. Spotify 150 milyon kullanıcının büyük verisin (big datası) ve Facebook connect bağlantıları sayesinde kişilerin geçmişlerinde (en azından 2005-2006 yıllarına kadar olan) profil bilgilerine müzik tercihlerine ulaşabilmekte. Kişilerin hangi müzikleri “Shazam”ladıklarının veri ile kullanıcıların tüm müzik hareketlerinin toplayıp “tatil köyü paketleri” misali “müzik paketleri” olarak kullanıcılara sunmaktadır. Bu noktada Spotify’ın kullanıclara sunduğu yeni içerikler “Haftalık Keşif” ve “Müzik Radarı” paket müzik listeleri ile sınırlandırılmakta ve bu listeler büyük verinin işlenmesi ile algoritmik olarak yeniden düzenlenmekte ya da bölgelere, ülkelere, şehirlere göre neyin dinlenilmesi isteniyorsa müzik ya da pr şirketlerinin istekleri doğrultusunda sıralanmaktadır.

Spotify aslında müzik dinleme eyleminde de insanı etken konumdan edilgen konuma pasf dinleyici konumuna düşürmektedir. Bunun dışında “müziği” sadece dinleme eylemi ile gerçekleştirilmesini istemekte gruplar, müzik aletleri ile insan ilişkisinin arasında girmektedir. Son birkaç yıldır konser kayıtlarının Spotify, Deezer, Fizy gibi müzik platformlarında çoğalmasının sebebi hem bu araya girme durumu hem de insanların kusursuz müzik dinleme durumundan çıkartmak olarak gösterilebilir. Sadece stüdyo kayıtları değil bir konser alanında müzik dinliyormuşçasına duygu durumlarına etkide bulunulabilmektedir. Tüm bunların yanında insanlara sadece müzik ile değil listeler, müzik türleri ve modlar, kullanılan görseller ile hangi müzik ile sevişilmesi gerektiği, hangi müzik ile dinlenme, rahatlama durumuna geçilmesi gerektiği, hangi müzikler ile seyehat edilip hangileri ile hareketlilik sağlanması gerektiği de yine sınırlılıklar içinde belirlenmiş durumdadır. Kişiler artık müzik gruplarının ismini, müziklerin isimlerini ezberleme gereği duymadan listelere çalma komutu vererek saatlerce müzik dinleyebilmektedir. Bu durumda insanlar araştırma,  yeni müzikler keşfetme, müziğin üretim ve yapım süreçlerine yabancılaşmaktadır. Hiçbir üretim ve dağıtım sürecine, kayıt, kaset gibi depolama süreçleri zihinlerinden canlanmamaktadır. Hatta dinlediğiniz müzikler hakkında konuşmadan, Spotify ve Tinder işbirliği ile bir kız ya da erkek arkadaş bulma ihtimaliniz bile var.** Hepsine ek olarak insanların yaratıcılık, sanatsal müzik gibi zevkler de dinlenilen ya da dinletilen müzik ölçüsünde körelmektedir ya da aşındırılmaktadır.

Tabii dönüp dinleyici konumunda olan arkadaşlarımıza sorduğumuzda bu durumdan pek de şikayetçi değiller.

Son olarak Ünsan Oskay bu durumu anlatmaktadır: “Bu yeni durum nedeni ile, günümüzde, müzik kendini bir sanat yapan şeyselleştirici güçlerin eliyle insandan alınmış bir alâamma (schein); bir müzlk-benzeri müziğe dönüşmüştür. Ayrıca, bu­gün için meta üretimi sürecinin koşullarına uymayan bir müziğin toplumsal sorumluluklarını yerine getirmesi de olanaksızlaşmış bulunuyor. Böylesi bir durumda müzik kendi içeriğinin de boşalttığı hermeutic bir alana kapanmış olmaktadır. Böylesi müzik eser­leri birer aldatmaca olmakta; aktüel durumu saklamakta; gerçekliğin algılanmasını alabildiğine güçleştirmektetir. Sonuçta, bu tür müziğin bir bölümü, hiçbir şey anlamadığı bir dış dünyaya bu anlamanın verdiği rahatlıkla uyumlanmaktadır. Bir bölümü ise, kapi­talist toplumun pazarna boyun eğmeyen bir müzik olma çabası içinde, varolan toplumu eleştireceğine, kendini varolan toplumun beğenisinin daha üstünde «anlaşılmaz bir müziğe» dönüştürerek tecrit etmek­te; hiçbir değişiklik yapılmayan toplum yapısı için­de, yabancılaşma sorununu, müziğin kendi iç yapısında çözümlemeye çalışmaktadır. Bu durumda, yeterince aydınlanmamış reformistlerin saldırılarına ve eleştirilerine uğrayarak, daha önce de belirtildiği gi­bi, bireycilik, şarlatanlık ya da teknik esoterism yapmakla suçlanmaktadır. Ancak, reformistlerin bu eleştirisi, yapılması gerekenin ne olduğunu anlamaların­dan değil; reformistlerin, kendilerine sunulan hizmeti  fark etmemelerinden olmaktadır!”(Müzik ve Yabancılaşma, s. 71)


Kullanılan kaynaklar:
-Theodor W. Adorno, Sahicilik Jargonu, İstanbul, Metis Yayınları.
-Karl Marx, 1844 El Yazmaları, İstanbul, Birikim Yayınları.
-Ünsal Oskay, Müzik ve Yabancılaşma, Ankara, Dost Kitapevi.
*
Spotify C.E.O’su Daniel Ek ile yapılan röportaj: ttps://www.newyorker.com/magazine/2014/11/24/revenue-streams
**
Müzik Zevki Spotify ve Tinder’ı bileştirdi: https://ontrava.com/muzik-zevki-spotify-ve-tinderi-birlestirdi

 

 

Bir Cevap Yazın