FOTOĞRAFI HATIRLATICI OLARAK KULLANIYORSANIZ, UNUTACAKSINIZ!

Instagram’a 700 milyon aktif kullanıcıya, günlük 200 milyon ziyaretçiye sahip. Dünya genelinde ise günde 1 milyardan fazla görüntü internetin boşluğuna yükleniyor.

Manoush Zomorodi sahibi olduğu podcast kanalı aracılığı ile 20.000 kişi ile sahip oldukları teknolojik aygıtlardan ayrılmasını istemiş. Sonuç, birçok kişi fotoğrafı bir tür sanal hafıza olarak kullandıkları sonucuna ulaşmış. Zomorodi, bir şeyleri çabucak çekip geçtimizde aslında o nesnenin hafızasına zarar verdiğimizi söylüyor.

Connecticut’taki Fairfield Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Linda Henkel bir grup üniversite öğrenci ile ufak bir deney gerçekleştirmiş. Bellarmine Sanat Müzesi’nde bir grup öğrencinin fotoğraf çekmesini; bir grup öğrencinin ise nesneleri sadece gözlemlemesini istemiş.

Ertesi gün zihinlerde müzede gördükleri nesnelerden geriye neler kaldığını öğrenmek için öğrencileri labaratuvara çağırır ve müzedeki sanat eserleri hakkında ayrıntılı sorular sormaya başlar. Sonuçlar tabii gözlem yapan öğrencilerden yanadır. Fotoğraf çeken öğrencilerin nesneler hakkındaki ayrıntıları daha az hatırlamış, hatta bazı nesnelerin ayrıntılarından bir haber oldukları ortaya çıkmıştır.

Henkel şöyle diyor: “Bir şeylerin fotoğrafını çekiyorsanız, o nesneyi hatırlamak için fotoğraf makinesine güveniyorsanız temelde, “Tamam bunu düşünmemem gerek”, diyorsunuz. Gerçekten deneyimleri ve nesneleri hatırlamanıza yardımcı olacak eleştirel ve duygusal zihinsel işlem türlerinden herhangi birisiyle uğraşmıyorsunuz çünkü fotoğraf imgesini dışarıdan alıyorsunuz”.

Henkel, teknolojik cihazların zihnin bilişsel adımlarını özgürleştirdiği ve daha önemli görevlere odaklandığımız tezine katılmıyor ve şöyle diyor: “Zihin sürekli bir sonraki adıma bir sonraki adıma geçiyor. Yaşadığımız deneyimlerden hiçbirini aslında tamamen kucaklayamıyoruz. Fotoğraf çekerken aslında o kadar çok meşgulüz ki –kadraj, açı, ışık vb- aslında fotoğrafa bakmıyoruz. Dropbox’a atmak için bir sürü fotoğraf çekiyor ve bir daha onlara asla bakmıyoruz. Fotoğraf çekmeye gerek olmadan deneyimlerin bakış açımızı değiştirebilir. Fotoğrafta orijinal andan uzaksınız. Kendinizle bir şey yaparken tepeden sizi izleyen başka bir siz gibi.. Deneyimlerinizde işi yapan ilk kişiye, gözlerinizle yaşayan ilk kişiye dönerseniz daha fazlasınız hatırlayabilirsiniz. Kameralar beynin oldukça küçük versiyonu. İnsan zihnindeki bilgi işleme sistemleri ya da benzeri bir sisteme sahip değiller.

Yirmidört saat boyunca sadece zihinsel anlamlandırmalar ile etrafı seyretmemizi istiyor Henkel: “Gün batımını, öğle yemeğinizi, akşam yemeğinizi, çocuğunuzu ya da kedinizi fotoğraflamayın Instagrammerslığı bırakın, herkes iyi olacak. Söz veriyorum.

Yol kenarında bir su kanalına düşen Subaru sürücüsünün soğukta iki saat beklemek zorunda kaldığını kar, tarla ve yeşil çevre ile fotoğraflanabilecek güzel bir görüntünün olduğunu söylüyor Heralde ama kararından vazgeçmiyor ve fotoğraf çekmiyor. Yeşil çevrede, beyaz örtü ile kapatılmış tarlanın kenarına düşmüş yine yeşil bir Subaru hayal edin diyor.

Sizin fotoğraflarınız bu kadar iyi hikayeleştirilebilir olmasa da diyor Heralde, endişelenmeyin, gününüzü doldurmak için fotoğraf çekmekten vazgeçin, telefonunuz yerine beyninizi kullanın. Hiç kimse sizin yerinize dışarıdakileri “kalp” ve “sevgi” ile deneyimleyemez.

Dijital görüntüler için iyi bir detoks yöntemi istiyorsanız gün boyunca fotoğrafladığınız anların çoğalmasını engelleyin ve sosyal medyadaki fotoğrafları yeniden yeniden tatlandırmayın, beğenmeyin. Sadece, “iyice”  bakın. Zihinsel olarak…

Kaynak: https://ideas.ted.com/if-you-really-want-to-remember-a-moment-try-not-to-take-a-photo
Excerpted with permission from the new book Bored and Brilliant: How Spacing Out Can Unlock Your Most Productive and Creative Self by Manoush Zomorodi. Published by St. Martin’s Press. Copyright © 2017 by New York Public Radio.

Bir Cevap Yazın