BİR SAMOA İNSANI GÖZÜNDEN MODERN DÜNYA MESLEKLERİ

Ruh, meslekler yüzünden soluklaşmamızı, lagündeki kaplumbağalar, küçük sürüngenler gibi sürünmemizi istemez kesinlikle”. Göğü Delen Adam, s.78

Kral Marx, “yabancılaşma” kavramını dört başlık altında açıklamaktadır:

  • İnsanın ürettiği ürüne yabancılaşması,
  • İnsan yaptığı işe yabancılaşması,
  • İnsanın kendi özüne yabancılaşması,
  • İnsanın, insana yabancılaşması.

İnsanın yaptığı işe yabancılaşması ve acımasız rekabet unsularının birleşmesi ile ortaya çıkan sürekli iş ve sürekli planlılık hali insanların aynı günleri tekrar tekrar yaşamasına neden olmaktadır. Sürekli “zorunluluklar” ve karar verme süreçleri içinden geçen insanlar yaptıkları işlerin monotonluğunu fark edememektedir.

Ünsal Oskay spontaneliğin ortadan kaldırılmasını şöyle açıklamaktadır: “Günümüz toplumsal sistemlerin kitleleştirici ve homojenleştirici etkileri, insan hayatındaki spontaneliği tümüyle ortadan kaldıracak boyutlara erişmektedir. Ancak geniş kitleler bunları az hissedebilemekte; modern toplum işleyişi ile elde etmeyi unuttukları 50 çeşit şeftali kompostosu ve konserve ile dolu süpermarketlere tüketici olarak girebilme iştihası reklamlar ve kitle kültür ile pompalandığı için insan hayatının saçmalaşması ve spontaneliğin kalmayı fark edilememektedirHürriyet, Gösteri, sayı 98, Ocak 1989.

Bu monotonluğu ve tekrarı fark edenlerin ise işin içinden sıyrılması kolay değildir. Çünkü insanların kendilerini değil, birbirlerini aşmak için koşuşturdukları yaşamda ödenmesi gereken faturalar, alınması gereken ayakkabılar ve elde edilmesi gereken daha bir sürü “şey” vardır. Bunlardan vazgeçmek, “rasyonalizasyonun uğraşına direnmektir” ve aynı zamanda “geri kalmışlık” demektir. Minima Moralia, s. 124

Erich Scheurmann, Göğü Delen Adam’da şöyle anlatıyor: “Ama Papalagi hası örmektense, kulübe yapmayı sevdiğini fark ederse, o zaman yanlış meslek seçmiş demektir. Iska geçmek gibi bir şeydir bu. Büyük acı verir. Yanlış meslek seçmek geleneklere aykırıdır çünkü. Ben bunu yapamıyorum, yapmak istemiyorum ya da ellerim bana itaat etmiyor demek, gerçek bir Papalagi “şerefine” yakışmaz” S.73.

Scheurmann, mesleklerin insanların mutluluklarını alıp tükettiği için bunun sonucunda bir meyve, yaprak nedir bilmediği için keyif nedir bilmeyen yüzü kül gibi solmuş Papalagi’lerden bahseder. Marx’ın da insanın işine yabancılaşmasında bahsettiği gibi üretim süreçlerini tamamına hakim olamayan insan bir ürünün sadece bir bölümünde çalışmakta ve ürünün tamamını, çıktısını bilmemektedir. Bu üretim düzeni içinde işçiler ya da çalışanlar fabrikalara ve diğer insanlara mecbur bırakılmakta birbirlerine ve patronlarına boyun eğmek durumunda kalmaktadırlar. Çünkü sürecin tamamına hakim olmayan “meslek sahibi olmak” ile “iş sahibi olmayı” birbirinden tamamen ayıran kapitalist üretim biçimi fabrika çıkışında ya da mesai bitiminde insanların tüm uğraşlarına kontrol etmeye başlamaktadır. İnsanlar para için iş sahibi olmaya başlamakta kendi uğraş ve yeteneklerini törpülemektedir.

Noam Chomsky’ni detaylıca anlattığı gibi rasyonelleştirme ile de tüm bu durumlar pekiştirilmekte ve yeteneklerin kayboluşu, mesailer, işe başlama saatleri kutsanmakta, eleştiriye kapalı hale getirilip doğal  düzenin bir parçası olarak insanların günlük hayatlarının dizaynı ile kapitalist sistem daha da güçlenmektedir.

Nedenini açıklayamadığımız “şeyler” ile doldurulmuş evler, çantalar ile yaşamaya çalışmaktayız. Bir evi olanın neden ikinci ev için, bir arabası olanın neden ikinci araba almak için çalıştığını sorduğunuzda verilecek cevap yoktur. Sadece alması gerektiğini bilmektedir, neden alması gerektiğini hiç düşünmemekte buna fırsat verilmemektedir. “Bir bölümü ölü, bir bölümü yaşayan” canlılar olarak “yaptığımız işlerin” vermediği tatmin duygusunu kitle iletişim araçları ile gidermeye çalıştıkça daha da boşluğa düşmekte; modernleşene kadar veya doyuma ulaşana kadar tüketme işini yerine getirmemiz için kafamıza sopayla vurulmaktadır.

Son olarak üzüntü ve tatminsizlikle dolu “iş” hayatı değil; mutlu ve güzel anılar biriktireceğimiz bir “meslek” hayatımız olması dileği ile yazımı sonlandırıyorum.

Kullanılan kaynaklar:
-Kral Marx, 1844 El Yazmaları, İletişim Yayınları, 10. Baskı, 2017 İstanbul.
-Erich Scheurmann, Göğü Delen Adam, Ayrıntı Yayınları, 22. Baskı, 2017, İstanbul.
Theodor W. Adorno, Minima Moralia, Metis Yayınları, 2007, İstanbul.

Bir Cevap Yazın